Farklı Bir Bakış Açısı ve Mevlana

Öncelikle belirtmeliyim ki bu bir alıntı yazıdır. Yani benim yazdığım bir yazı değildir. Adem Göksügür (goksugur@gmail.com) tarafından 10.10.2011’de kaleme alınan bu yazıyı aynen sizlere aktarıyorum zira aynı görüşleri paylaşıyorum; bu konuda bir yazı yazsaydım ben de hemen hemen aynı şeyleri yazardım. Okumanız, anlamanız ve idrak etmeniz dileğimle…

———-

Kalıplaşmış ve gelenekselleşmiş, eleştiriye kapalı bir din anlayışına oldum olası hep baş kaldırmışımdır. Enikonu değerlendirilip akıl süzgecinden geçirilmeyen, dolayısıyla da içselleştirilmeyen, korkuya dayalı din anlayışı saman alevi gibidir. Karşılaştığı güncel sorunları kulaktan duyma dinî bilgiler ışığında değerlendiren insanlar üzülerek belirtmeliyim ki, hurafe çukuruna dalıp gitmeye mahkûmdurlar. Bu bağlamda tekke ve zaviye eksenli; cezbe (kendinden geçme), şathiye (Allah’a meydan okumaya varan lakırdı), rabıta (şeyhin resmine bakarak veya onu hayal ederek bağ kurma) gibi temel ilkeleri olan Tasavvuf ve Tarikat geleneği, arı-duru İslam anlayışının önündeki en büyük engeldir.

Okullarımızda, özellikle edebiyat derslerinde okutulan Mevlana’nın Mesnevi’sini bu yazımda irdelemek ve sulandırılmamış İslam ekseninde değerlendirmek istiyorum. Alacağım her türlü tepkiye hazırım, çünkü bu tür tepkilere yıllardır bağışıklığım var. Ben bunlara alıştım ama ne yazık ki, olay ve olgulara hep bir başka açıdan bakma anlayışıma çevrem alışamadı. Her şeye rağmen beni mutlu eden bir gerçek var ki, o da yarınlara egemen olacak gençlerin beni anlamaları ve geleneksel din anlayışlarını çağın sorunlarına yanıt verecek düzeyde şekillendirmeleridir. Dini ana kaynağı olan “Kitap”tan öğrenme gayretime kulak veren öğrencilerimi burada sevgiyle anıyorum.

Milli Eğitim Bakanlığımızca öğrencilere tavsiye edilmiş eserler listesinde baş köşeye yerleşen eser kuşkusuz Mesnevi’dir. Mesnevi’yi baştan sona kadar okuyan Edebiyat öğretmeni var mıdır bilmiyorum. Bizim toplumumuzda insanlar dini sever ama ana kaynağını okumaz, Mevlana’ya “hazretleri” ilk ya da son ekini yapıştırır ama eserlerinden habersizdir. Allah’ın ilk emrinden habersiz bir toplumun, yenilikleri kabullenmemedeki direncini yorumlarınıza havale ediyorum. Geçtiğimiz yıllarda, Selçuk Üniversitesi Ortaçağ Tarihi uzmanı Prof. Mikail Bayram’ın verdiği bir konferans insanımızın Mesnevi gerçeğiyle tanışmasına sebep oldu. Prof. Bayram Mesnevi’de yer alan ahlak dışı öğeler (siz buna pornografi de diyebilirsiniz) dinleyenleri şaşkına uğrattı. Mevlana’ya Moğol ajanı ve Nasrettin Hoca’nın katili gibi suçlamalar da yönelten Mikail hoca ne yazık ki geleneksel toplumumuz tarafından dışlandı. Mesnevi’nin özellikle beşinci kitabında yoğunlaşan bu edep sınırlarını aşan “edebi metin”de neler yok ki: Bir kadının, kocasının yanında âşığıyla yaptığı cinsel fanteziler (4.kitap 3545–3550. beyitler). Bir babanın evli kızına verdiği nasihatler, emin olun ki anne-kız arasında dahi yapılamayacak düzeyde müstehcenlik içermektedir (5.kitap 3716 – 3736. beyitler). Erkek erkeğe homoseksüel ilişkilerin anlatıldığı bir başka öykü (5. kitap 2497 – 2515.beyitler). [Kemal Tahir’in Devlet Ana romanında Keşiş Benito’nun Mevlevi tekkesine “oğlancılık okulu” demesi bu bağlamda dikkat çekicidir]. İhtirasın acı sonuçlarını anlatmak üzere tasarlanmış bir başka öyküde bir kadınla bir eşek arasında geçen iğrenç ötesi bir ilişki dört sayfada detaylandırılmış (5.kitap 1335 – 1420. beyitler). Kadın kılığına giren bir vaizin camideki kadınlar bölümüne giderek kadınların mahrem sorularına verdiği cevaptan sonra aralarında geçen ayrıntılı elle taciz sahneleri (5.kitap 3322 – 3335. beyitler). Diğer bir öyküde bir sultanın cariyesiyle arasında geçen çok özel anlar detaylarıyla anlatılmış (5.kitap 3831 – 4025. beyitler).

Bütün bu akıl almaz pornografik detaylar bir şairin tarzı olabilir. Buna hiçbir itirazım olmaz, kendisini eylemleriyle baş başa bırakmakta tereddüt göstermem. Ama isminin başında “Hazret” kullanılan, cahil halk tarafından evliya mertebesine çıkarılmış, yazdığı eserler 700 yıldır yediden yetmiş yediye herkesin başucu kaynağı haline getirilmiş bir şahsiyet söz konusu olunca acımasızca eleştirmekten kaçınmam. On binlerce beyit arasından cımbızla çekip çıkardığım birkaç örnekle acımasızlaştığımı düşünebilirsiniz. İçinde az da olsa iğrenç pislikler olan bir tas içersine bal doldursanız bunu yiyen çıkar mı bilmiyorum. Mesnevi’nin tahrif edildiğini düşünebilirsiniz. En eski Mesnevi el yazmaları bugün elimizde olanlarla birebir örtüşüyor. Eğer Mesnevi tahrif edildiyse, biz Mevlana’yı hangi sağlıklı kaynaktan bilgi edinerek yüceltiyoruz?

Batı dünyasının Mevlana’yı baş tacı ettiği, “Hıristiyanız ama aynı zamanda Mevleviyiz” diyerek mini eteklerle sema gösterisi yapan Avrupalı kadınların TRT belgesellerine konu olduğu süreçte madalyona bir de arka yüzünden bakmak istedim.

Sevgi ve selamlar…

Bu Gönderiyi Beğendin mi?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

Son Yorumlar