ATATÜRKÇÜLÜK

Atatürkçülük kimi zaman samimi bir ruh hali, kimi zaman da çalınan minareye kılıf… Komünistin de, emperyalistin de, dindar kesimin de, sağcısının da, solcusunun da arkasına sığındığı; bu yüzden kendisini dokunulmaz hissettiği olgu… Koluna Atatürk imzası atıp yaşamları boyunca Nutuk’tan tek satır okumayan nesillerin dillerine pelesenk olmuş ideoloji…

Aslında Atatürk, yaşadığı dönem içerisinde eylem ve söylemlerinin formülleştirilmesine sıcak bakmamıştır. Çünkü o bir eylem adamı, bir siyaset ustasıdır. Siyaset de “yapılması gerekenin” değil “yapılabilir olanın” sanatıdır. Fakat, vefatından sonra başta İsmet İnönü ve onu takip eden siyaset ve devlet adamları tarafından, Kemalizm adı altında katı ve tutucu bir ideoloji ortaya çıkmıştır. Hele cuntacıların, özellikle de 12 Eylül’ü icra edenlerin atatürkçü olduklarını söylemeleri, en atatürkçülerde bile “ulan eğer buysa atatürkçülük, anam avradım olsun ben atatürkçü değilim” feryadına yol açmıştır. Nadir Nadioğlu’nun o dönemde çıkmış olan “Ben Atatürkçü Değilim” isimli eseri temin ve mütalaa edilirse mevzu daha iyi anlaşılacaktır.

Güzel ülkemizde epey değişik versiyonları vardır atatürkçülüğün. Mesela gecekondusu yıkılan adamın, elinde Atatürk portresiyle polise karşı durup hadlerini aşmamalarını belirtmesi gibi.

Hasılı kelam, özünde emperyalizme karşı olan Atatürk felsefesi, devlet erkinin ve biraz da emperyalizmin desteğiyle halkın gözünde soğutulmuş ve günümüzde artık siyasi bir aktör olmaktan çıkarılmıştır. Bu nedenle muhafazakar partiler yıllar yılı deveyi hamuduyla götürmüştür tuhaf ülkemde.

Bu Gönderiyi Beğendin mi?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

Son Yorumlar